Dr. Banu Öztürk

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

Dr. Banu Öztürk

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

FacebookTwitterInstagramYoutubeWhatsapp

Vücudun Süpürgesi “Diyet Lifi”

Diyet lifi –diğer bir adıyla diyet posası- bitkisel besinlerin insan vücudu tarafından sindirilemeyen kısımlarıdır. Diğer besin öğeleri sindirim yolunda enzimler yardımıyla parçalanabilirken diyet lifi enzimlerden etkilenmez. Sadece bağırsakta bulunan yararlı bakteriler sayesinde bir kısmı sindirime (fermentasyona) uğrayabilir.

Diyet lifi; çözünür ve çözünmez olarak ikiye ayrılmaktadır. Suda çözünmeyen posalar; selüloz, hemiselüloz ve ligninken, suda çözünür posalar ise; pektik öğeler, sakızlar, oligosakkaritler, musilajlar ve dirençli nişastalar olarak ayrılmaktadır. Çoğunlukla diyet ile aldığımız posa çeşidi çözünmez posadır.

Günümüz şartları düşünüldüğünde ne kadar kötü beslendiğimizi hepimiz söyleriz. Ama bunun için neler yapabiliriz, nasıl beslenebiliriz kimse detaylı düşünmez. İşte bu noktada bir kurtarıcı olarak süpürgeye ihtiyaç duyarız. Biz diyetisyenlerin lifli beslenmeliyiz, posa diyet örüntüsünde çok önemlidir demesinin elbette birçok nedeni var. Gelin şimdi bu nedenlere bir de yakından bakalım.

  1. Obezite ve lif: Lif içeriği yüksek olan besinlerin yağ ve kalori içerikleri düşüktür. Bu sayede kişi lifli beslenme ile daha az kalori almış olur. Bunun dışında su çekici özelliği bulunan lif, mide içeriğinin akışkanlığını azaltarak geç boşalmasını sağlar. Geciken mide boşalması sayesinde kişinin doygunluk hissi artar, yeme isteği azalır.
  2. Bağırsak ve lif: Alınan diyet posası sayesinde dışkı hacmi ve sıklığı artar. Fermentasyon işlemi ise kısa zincirli yağ asitlerinin oluşması sağlar. Bu sayede bağırsak duvarlarının sağlığı olumlu etkilenir. Kısa zincirli yağ asitleri bağırsak pH’ sını da düşürmektedir. Buna bağlı olarak enzimlerin etkinliği artmaktadır. Bir posa çeşidi olan fruktooligosakkaritler yararlı bakterilerin de besin kaynağıdır. Bu sayede yararlı bakterilerin sayısında artış gözlenir. Bağırsak üzerinde azalan baskı hemoroid oluşumunu engeller.
  3. Kanser ve lif: Araştırmalar posanın toksinlerini tutarak daha hızlı vücuttan uzaklaştırabildiğini göstermektedir. Artan yararlı bakteri sayısı ile de zararlı bakterilerin oluşumu engellenmiş olur. Birçok çalışma yüksek diyet lifi tüketiminin meme, prostat, kolon ve rektum kanserini engellediğini belirtmektedir.
  4. Diyabet ve lif: Yüksek lif içeriğine sahip besinlerin glisemik indeksi düşüktür. Glisemik indeksi düşük olan besinler kan şekerinde dalgalanmaya sebep olmazlar. Posa, insüline olan duyarlılığı da arttıracağı için insülin direncinin de önüne geçmektedir. Sindirim sisteminden geçişi yavaş olan posa, karbonhidrat emilimini de yavaşlatacağı için kan şekerindeki ani artışı engelleyecektir.
  5. Kalp ve lif: Kolesterolün ana bileşenlerinden olan safra asitlerinin emilimi azaldığı için karaciğerde kolesterol sentezi yavaşlamaktadır. Araştırmalar yüksek kolesterol hastalarının diyetlerine eklenen posa ile kolesterollerinin düştüğünü göstermektedir.

Doğal posa kaynakları düşünüldüğünde başta; kurubaklagiller gelmektedir. Bunları kepeği ayrılmamış tahıllar, sebzeler (en yüksek taze fasulye ve bezelye) ve meyveler (kabuklu) izlemektedir. Dört temel besin grubundan doğru örüntüde alındığında diyet posası ihtiyacı karşılanmaktadır. Ancak; kurubaklagil ve tahıl ürünlerini az tüketen, kronik olarak kabızlığı bulunan kişilere özel hazırlanmış konsantre posa önerilebilir.

  • Paylaşın

Bir Önceki Yazı Vazgeçilmez İçeceğimiz : Çay
Bir Sonraki Yazı ORAC Skoru

Yorumlar

Yoruma kapalı.

2020 -Uzm. Dr. Banu Öztürk. Her hakkı saklıdır.