Dr. Banu Öztürk

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

Dr. Banu Öztürk

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

FacebookTwitterInstagramYoutubeWhatsapp

Troid Kanserleri

Anasayfa > Tedaviler > Troid Kanserleri

Genel Tanıtım tiroid kanserleri

Tiroid kanserinde, doğru tanı ve tedavi uygulandığında, tedavi başarısı yüksektir.

Tiroid bezindeki hücrelerin kanser hücrelerine dönmesiyle oluşan bir kanser türüdür. Tiroid kanserleri genellikle boyunda bir kitle veya tiroid bezi içinde bir nodül olarak görülmektedir. Nodül; bir bezelye tanesinden bir ceviz büyüklüğüne kadar  olabilen, hücrelerin kümeleşerek topluluklar yaratmasıyla oluşan hastalıktır. Soğuk (hormon salgısı olmayan) ve sıcak (hormon salgılayan) olarak ayrılmaktadır.

Soğuk, ciddiye alınması gereken tiptir. Çünkü bunlarda yaklaşık yüzde 15 kanserleşme riski bulunmaktadır. Bu yüzden özellikle soğuk nodülü olan hastaların vakit kaybetmeden iğneyle tiroid biyopsisi olması gerekmektedir. Biyopsi yapılmasının nedeni ise nodülde kanser olup olmadığının saptanabilmesidir.

  • Sigara ve alkol gibi kanser yapıcı maddelerden uzak durmak
  • Tiroid ultrasonografisi çektirmek
  • Sağlıklı besin maddeleri tüketmek.

Tiroid Kanseri Risk Faktörleri

Tiroid bezine bağlı gelişen 3 ana hastalık : Guatr, tiroid iltihaplanması ve tiroid kanseri’dir.Troid nodülleri ise troid bezi hastalıkları içinde en sık görülenidir. Türkiye’de, özellikle iyotu az tüketen illerimizde, guatr sıklığı nüfusun yarısından fazlasını etkilemektedir. Hastalıkta cinsiyet farklılığı da önemlidir, dağılıma bakıldığında, kadınlar erkeklere oranla 5 kat daha fazla risk altındadırlar.

Tiroid, hacim olarak içinde bir veya birden fazla yumrular şeklinde büyüyebilmektedir. Buna; “Nodüler Guatr” denir. Guatrın oluşmasına neden olan etkenin iyot eksikliği olduğu bilinmektedir.

Belirtiler

Guatr, boyunda şişlik, yutkunma güçlüğü, nefes almada zorluk, sinirlilik, yorgunluk, kilo artışı, saçlarda zayıflık ve cilt kuruluğu şeklinde belirti verir, fazla büyüdüğü zamanlarda dışarıdan bakıldığında anlaşılmaktadır.

Tiroid bezinin hormon dengesinin bozulması, metabolizmayı ciddi şekilde etkilemektedir. Tüm organ sistemleri, kan kolesterol seviyesi, osteoporoz gelişimi ve cinsel yaşantı ve istek üzerinde de etkileri bulunmaktadır.

Tanı Yöntemleri

Küçük guatrlarda teşhis; elle muayenenin ardından, kanda T3, T4, TSH seviyeleri ve tiroid sintigrafisi testleri ile yapılmaktadır. Tiroid bezinin büyümesi hassas bünyeli kişilerde boğazda yumru şeklinde büyümelere neden olur ve bu durum nodülleşme olarak tanımlanır.Tedavi edilmeyen guatr hastalarının ileriki yıllarında, nodülleşme görülebilmektedir. Nodüllerde kanser oranı, yüzde 5’tir ve tiroid kanserine yakalanan hastaların yüzde 95’i normal yaşantılarını sürdürebilirler.

Eğer kişi guatrdan şüpheleniyorsa öncelikle endokrinolojiye başvurmalıdır.Hastalık çoğu zaman bir ekip çalışmasını gerektirir çünkü muayeneden sonra radyologların yapacağı ultrasonografik incelemenin ardından, bir iğne biyopsisi ile parça alınmasına ve yorumlanmasına ihtiyaç doğabilmektedir.

Tiroid nodüllerinin teşhisinde kullanılan ‘ince iğne aspirasyon biyopsisi’ sonucunda şüpheli olan ve kanser teşhisinı almış hastalar ameliyat edilirler. Ayrıca ameliyat; takip sırasında, iyi huylu olduğu bilinen nodülü boynunda rahatsızlık verecek kadar büyüyen hastalara da önerilmektedir.

Tedavi Yöntemleri

Tiroid bezinde başlıca 4 tip kanser görülmektedir:

Papiller Tip

Tiroid kanserlerinin yüzde 80’ini papiller tip oluşturur. Bu tipteki kanserler genellikle 20-50 yaş arasında ortaya çıkar. Kadınlarda görülme oranı erkeklere göre 3 kat daha fazladır ve 14 yaşından küçük çocuklarda en sık görülen tiroid kanseri tipidir. Genellikle uzun yıllar (bazen 30 yıl) hiç büyümeden 1 cm’nin altında kalarak belirti vermeyen tiptir.

Başka bir nedenle örneğin guatr veya hipertiroidi nedeniyle bezin ameliyatla alındığı durumlarda tesadüfen bulunma oranları çok yüksektir.

Tiroid kanserleri Türkiye’de sık rastlanan kanserlerdendir. Son yıllarda check-up programları sırasında ultrasonografi  ile tetkik sırasında görülme oranları artmıştır.

Tiroid kanserleri cerrahi yöntemle tedavi edilir, tiroid bezi tamamen çıkartılır.(total tiroidektomi). Hastada ameliyat sonrası, eğer 10 mm’den küçük bir “mikrokanser” varsa, tiroid hormonu verilmesinden başka bir tedavi uygulanmamaktadır.

Kanserin lenf bezlerine yayılması, kanserin tiroidi çevreleyen kapsüle gelmesi ve kanser çapının 10’mm den büyük olması durumlarında ameliyattan 6 hafta sonra radyoaktif iyot tedavisi uygulanmaya başlanır.

Bu tedaviyle, hastalığın gerek lokal olarak boyunda, gerek uzak metastaz şeklinde geri gelmesi olasılığını azaltılmış olunur. Hastaların boynunda lenf bezi tutulumu olduğu takdirde; tiroid ile birlikte lenf bezlerinin de bir blok halinde çıkartılması gerekir.

Eğer bu durumdan ameliyat öncesi şüpheleniliyorsa, lenf düğümü hiçbir şekilde çıkartılmaz. Bu aşamada, gerekirse iğne biyopsisi ile tanı konur, doku bütünlüğü bozulmadan hastanın tiroid bezi, lenf bezleriyle beraber çıkartılır. Bu ameliyata ise total tiroidektomi+modifiye radikal veya fonksiyonel boyun lenf disseksiyonu ameliyatı adı verilir.

Hastaların takibi TSH değerleri ve Tiroglobulin değerleri ile yapılır. TSH hastanın aldığı hormon miktarını gösterirken Tiroglobulin değerinin “0” civarında olması hastalığın tedavi edilmiş olduğunu gösterir. Ancak bazı durumlarda Tiroglobulin değeri yükselmeden de hastalığın geri gelmesi mümkün olabilir. Hastaların yüzde 90’ından fazlası tedavinin ardından hayatlarını sağlıklı şekilde sürdürebilir.

Folliküler Tip

Folliküler tip olan hastalar, daha çok 40–60 yaş arası kadınlardır. Tiroid kanserinin yüzde 10’unu folliküler tip oluşturur. Folliküler kanserler, tiroid kanserleri içinde en zor tanı alan gruptur. Çünkü bu tipte gerek ameliyat öncesi yapılmış olan ince iğne biyopsisinde, gerek ameliyat sırasında yapılan dondurarak hızlı incelemede (frozen section) lezyonun bir kanser olup olmadığını anlamak mümkün değildir.

Çünkü bu türde kanser olup olmadığını anlamak için; normal yapıdaki hücrelerden oluşan bu kitleyi çevreleyen kapsülün, herhangi bir yerinde, hücrelerin, bu kapsülü delip dışarı çıkıp çıkmadığının görülmesi gerekmektedir.

Kapsülün bu şekilde bir istilası durumunda folliküler kanser, kapsülün sağlam kalması halinde iyi huylu folliküler tümör tanısı alır.

Tedavileri papiller tipte olduğu gibi, total tiroidektomi ve istila etmiş kanser durumunda ise tümör büyüklüğü ne olursa olsun ameliyat sonrası radyoaktif iyot tedavisinin uygulanmasıdır. Hastaların yüzde 80’i tedavinin ardından yaşamlarını sağlıklı olarak sürdürebilirler.

Medüller Tip

Genetik geçiş gösteren ailevi tipleri 1-20 yaş arasında, ailevi olmayanlar için 40 yaşından sonra ve genellikle lenf metastazı yapmış olarak ortaya çıkar. Tiroid kanserlerinin yüzde 5’ini oluşturmaktadırlar.

Tedavisi: Total tiroidektomi (tiroidin tamamen çıkarılması) ve tümörün olduğu tarafa lenf disseksiyonu yapılmasıdır. Bu tipte ameliyat sonrası radyoaktif iyot kullanılmaz çünkü tümörün çıktığı hücre, diğer tiroid hücrelerinden farklı olduğu için iyotu tutamaz. Takiplerinde kanda kalsitonin değeri ölçülür. Hastaların yüzde 60’ı tedavi ardından yaşamlarını sağlıklı olarak sürdürürler.

Anaplastik Tip

Bu tip, tiroid kanserlerinin yaklaşık yüzde 5’ini oluşturmaktadır. Genellikle 60 yaş üzerinde ve uzun yıllar tedavisiz kalmış papiller veya folliküler kanserlerin birden biyolojik davranışlarını değiştirerek hızla büyümeye başlaması ile oluşur.Bu durumda cerrahi yöntemler uygulanamaz. Ancak hastayı rahatlatma amacıyla radyoterapi tedavisi uygulanır.

 

Sosyal Medyada Dr. Banu Öztürk

 
 

Twitter'da Banu Öztürk

2020 -Uzm. Dr. Banu Öztürk. Her hakkı saklıdır.